Blog

Tek Başına Doyurucu Bir Öğün: Salata

Günümüzde en gösterişli yemek salonlarının bile menüsünde özel bir yeri olan salata, günden güne popülerliğini artırıyor. Önemli bir diyet öğünü olarak bilinen salata, evlerde de başlı başına özel bir yer kazanmış durumda.

Salataların vazgeçilmezi, elbette marul! Hem diyet hem de lezzet açısından önemli bir malzeme. İster televizyon karşısında atıştırmalık olarak tüketin ister salataya kullanın, o bir hafiflik şampiyonu.

Her ne türü olursa olsun marulun yapraklarını tek tek ayırdıktan sonra soğuk suyla iyice yıkayın ve mutlaka kurulayın. Islak kalırsa sosunuzu sulandırır ve lezzeti bozar. Kurularken yaprakları hırpalamamaya özen gösterin. Biraz nazik olun!

Ayrıca bu kurulama şartı sadece marul için geçerli değil. Bütün malzemelerinizi güzelce yıkayıp kurulamanız şart. İyisi mi yıkadıktan sonra temiz bir bez üzerine yerleştirip kâğıt havluyla yahut başka temiz bir bezle malzemelerinizi tek tek kurulayın. İşinizi sağlama alın.

Yeşillik deyince akla sadece marul gelmesin. Salataya koyacağınız temel yeşillik malzemesi sadece marulla sınırlı değil. Ispanak, semizotu, pancar sapı, rezene, kişniş, lahana, brokoli gibi yeşillikleri de mevsimine uygun şekilde salatanızda kullanabilirsiniz. Ayrıca pancar, havuç gibi besinleri rendeleyerek salatanıza ekleyebilirsiniz. Dilerseniz, mevsim meyvelerini ve ceviz, badem gibi besinleri de ilave edebilirsiniz.

Salata yiyorum ama doymuyorum

Biri size bunu mu dedi? Hemen iş başına! Bir yahut bir buçuk çorba kaşığı bulguru yıkayın. Yağsız ve tuzsuz bir şekilde altı ile 10 dakika arasında haşlayın. Daha sonra suyunu iyice süzüp salataya ilave edin. Tercih ederseniz aynı miktarda kırmızı mercimeği de yumuşayıncaya kadar haşlayıp suyunu süzerek salataya ekleyebilirsiniz. Bu salatanın yanında ekmek ihtiyacı duyan olmayacağı gibi öğün üstüne Türk kahvesini içerken doymadığını söyleyen de çıkmayacaktır.

Bulgur, kalsiyum, potasyum, sodyum, karbonhidrat ve protein içerir. Yağsız ve tuzsuz haşlandığında kalorisi oldukça düşüktür ve fazla pişmediği için besin değerini de korur. Kırmızı mercimek ise kalorisi yüksek bir besindir ancak içeriği oldukça sağlıklıdır. İkisinden birini tercih edebilirsiniz. Dilerseniz bunların yerine kişi başına bir çorba kaşığı buğday da haşlayıp kullanabilirsiniz.

Azıcık tavuk, kalanı hep ot!

Bu cümleyi ne kadar sık duyuyorsunuz, değil mi? Hatta belki siz bile söylediniz pek çok kereler. Ama çözüm sizde! Tavuklu salatanızı evde kendiniz yapın. Salatanıza biraz haşlanmış kabak, haşlanmış taze börülce, bezelye de katın. Yalnız sebzelerinizi çok fazla haşlamayın. Biraz diri kalması damağınızda hoş bir tat bırakacaktır. Dirilik derecesine haşlanırken tadına bakarak karar verebilirsiniz. Sebzeleriniz haşlandıktan sonra suyunu süzüp onları hemen buzlu suya atarsanız yeşil renklerini koruyacaklardır. Haşlama suyunu da dökmeyip kenara ayırırsanız, güzel bir sebze çorbası yapmak için kullanabilirsiniz.

Taze börülcenin içi kuru baklagil olarak kullanılıyor, hepimiz biliyoruz. Ancak taze börülce pek çok kişinin kuru börülceden daha fazla sevdiği bir sebze. Yaz aylarında taze börülce tüketimi, demir ve potasyum açısından vücuda büyük destek sağlar. Lifli olduğu için de bağırsak hareketlerini kolaylaştırır. Kurusu da tazesi de kan şekerini düzenleyici etkiye sahiptir. O yüzden her tür salataya yakıştığı gibi taze fasulye gibi pişirilerek de yenebilir. Zaten bu sebzelerle zenginleşmiş bir salatada azıcık” tavuk bile size fazla gelecektir.

Salatada mısır da olsun, havuç da: yanına da ekmek

Ekmek yemek istiyorsanız salatanızda ne mısır olsun ne havuç! İkisi de kan şekerinizi yükseltecektir. Ekmek, mısır, havuç, patates… Bunlardan birini seçin, yemeye öyle devam edin.

İlle de roka olsun, ister balıksız olsun

Balığın en afili eşlikçisi olarak bilinir roka ama peynirin de yoldaşıdır aslında. Peynirli bir salata yapacaksanız örneğin, yeşilliklerinizin arasında roka mutlaka olsun. Roka hayli zengin bir potasyum, A vitamini, kalsiyum ve C vitamini kaynağıdır. Hatta bu salataya kırmızı soğan da eklerseniz, lezzetini de besin değerini de artırmış olursunuz. Hem kim demiş roka tavukla ya da kırmızı etle yakışmaz diye? Öyle lezzetli oluyorlar ki yan yana gelince… Yine de siz kırmızı etle ilişkinizde mesafenizi koruyun ama rokayla samimi olun.
Salata dünyasında mucizeler yaratmak ne kolay ne de zor. Tamamen bireysel ağız tadınıza, mutfakta yeniliklere ne kadar açık olduğunuza, deneme yapmayı sevip sevmediğinize bağlı her şey. Ancak şu da bir gerçek; kilo probleminiz, diyabetiniz veya başka bir kronik rahatsızlığınız varsa kendi başınıza yahut tavsiye üstüne diyet yapmayın. Her okuduğunuzu uygulamayın. Mutlaka hekiminize ve eczacınıza danışın. Kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız, marul ve benzeri gıdaları tüketmeden önce mutlaka hekiminize danışın. İlaçlarla etkileşime girebilecek bir ürünü kullanarak sağlığınızı riske atmayın.

Kaynak: Etkin Sağlık Dergisi-Sayı 4

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir