Blog

Kalp Damar Hastalıkları Zirvedeki Yerini Koruyor

Özellikle gençlerde sigara içmek ve obezite çok etkili ama klasik riskler arasında yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve ailesel faktörler yer almakta. En önemlisi kalp damar hastalığı yani ateroskleroz yaşam şeklinin değiştirilmesi ve risklerin yönetilmesi halinde %70 oranında önlenebilir bir hastalık.

Kalp damar hastalıkları veya diğer bir deyişle dolaşım sistemi hastalıkları dediğimizde kalp krizi, inme ve kalp yetersizliği gibi hastalıkları toplu olarak tanımlamaktayız. Peki, bu hastalıklar hangi listede birinci sırada? Maalesef en önemli ve en sık görülen ölüm nedeni olarak karşımıza çıkmakta, tüm ölümlerin yaklaşık %40’ini oluşturmakta. Tabii bunların büyük bir kısmı kişiyi beklenmedik bir anda, en korumasız olduğu anda yakalamaktadır.

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE KALP DAMAR HASTALIĞI GERÇEĞİ

Kalp damar hastalıklarına bağlı her yıl dünyada yaklaşık 17.5 milyon kişi ölmekte, dünyanın 1 numaralı ölüm sebebi olarak yerini korumaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kalp damar hastalıkları 2030 yılına kadar en önemli ölüm nedenlerinden biri olmaya devam edecek. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık her 40 saniyede 1 kişi kalp krizi geçirmektedir.

Kalp damar hastalıkları ülkemizde de en sık görülen ve en yaygın ölüm nedenlerinden biridir. Türkiye’de kalp krizine bağlı ölüm oranı yıllık % 32 olup birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek seviyededir. Yılda ülkemizde yaklaşık 300.000 kişi kalp krizinden etkilenmektedir. Aynı zamanda ülkemiz kalp damar hastalığına bağlı ölüm oranı açısından, Avrupa ülkeleri arasında erkeklerde ikinci sırada, kadınlarda ise birinci sırada yer alıyor. Özellikle genç yaşta görülen kalp krizinde Avrupa birincisiyiz.

KALP DAMAR HASTALIĞINA NE YOL AÇIYOR, NASIL ÖNLENİR?

Özellikle gençlerde sigara içmek ve obezite çok etkili ama klasik riskler arasında yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve ailesel faktörler yer almakta. En önemlisi kalp damar hastalığı yani ateroskleroz yaşam şeklinin değiştirilmesi ve risklerin yönetilmesi halinde %70 oranında önlenebilir bir hastalık. Maalesef günümüzdeki yaşam koşulları adeta kalp hastalığı oranını azaltmak bir yana, sanki artırmaya yönelik. Kişilerin teknoloji bağımlısı olması, konforun kolaylaşmasıyla hareketin azalması ve oturmanın artması, hızlı gıda tüketimi, sigara, sağlıksız uyku toplumda farklı oranlarda sıklıkla görülen problemler.
Ülkemizde kilo artışına paralel olarak insülin direnci ve diyabet gelişimi hızla artmaktadır. Bunun da temelinde hareketsizlik ve beslenme gelmektedir. Türkiye’de erkeklerin % 23’ü yeterli, % 22’si orta ve %55’i düşük düzeyde fiziksel hareket yapıyor. Bu oranlar kadınlarda ise sırasıyla % 13, % 18 ve % 69’dur. Çalışan kişilerin çok az bir bölümü (erkeklerde 6, kadınlarda % 9) iş yerine en az 30 dakika yürüyerek gitmektedir. Erkeklerin ve kadınların yaklaşık yarısının televizyon veya bilgisayar başında günde 4 saatten daha fazla zaman geçirdiği belirlenmiştir. Bu tabloyu değiştirmenin tek yolu ilk önce günlük hareketliliğimizi artırmak en az 5000 adım atmak ve haftanın en az 3 günü de 10000 adıma ulaşmaktır. Özetle haftada 3 gün en az 45 dakika olacak şekilde tempolu yürüyüş yapmak gerekiyor.

BESLENMENİN KALP HASTALIKLARI İLE İLİŞKİSİ VAR MI?

Hangi gıdaları nasıl pişirdiğinizden ne zaman yediğinize kadar birçok noktanın kalp sağlığını etkilediği düşünülmekte. Kalp sağlığı açısından en önemli öğün sabah kahvaltısı. Sabah kahvaltısının atlanması göbek çevresi yağlanması, insülin direnci gibi kalp krizi riskini artıran metabolik sonuçlara neden oluyor. Ayrıca günlük kalori ihtiyacının büyük bölümünün gündüz saatlerinde alınması geç akşam saatlerinde düzenli olarak gıda alınmaması kalp sağlığını olumlu etkiliyor. Çok çeşitli diyet çeşitleri arasında kalbe en faydalı diyet ise ‘Akdeniz Diyeti’

KALP KRİZİ RİSKİ ÖNCEDEN BİLİNEBİLİR Mİ?

Kişinin kalp krizi riskinin hesaplanmasını ‘deprem’ riskinin hesaplanmasına benzetebiliriz. Yani depremin meydana geleceği özellikle risk altındaki bölgeler ve depreme dayanıksız yapılar olduğu gibi kalp krizi riskini artıran genetik altyapı ve yaşam şekli var. Bunların tespit edilmesi kişinin 10 yıllık kalp krizi ve kalp damar hastalığına bağlı ölüm olasılığının yüzde ile ifade edilmesini sağlamaktadır.

KLASİK KALP CHECK-UP PROGRAMLARI KALP DAMAR HASTALIĞININ ERKEN TEŞHİSİNDE NEDEN YETERSİZ KALMAKTADIR?

Klasik anlamda yapılan kalp ‘checkup’ programları içerik olarak kan tahlili, ekokardiyografi ve efor testi gibi tetkikleri içermektedir. Bu tetkikler ile kişide hiçbir şikayet ortaya çıkmadan kalp hastalığının yani ‘gizli kalp damar daralması’ teşhis edilme olasılığı %70 kadar düşük olabilmektedir. Öte yandan bu testlerin tamamen normal olması kişinin kalp hastalığı riskinin sıfır olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü damar sertliğinin başlangıç evresinde bu testler tamamen normal bulunmaktadır.

AKDENİZ DİYETİNDEKİ KALP DOSTU OLAN KİLİT GIDALAR NELERDİR?

  1. Balık: Omega 3 açısından zengin somon, tuna, uskumru, ringa balığı ve alabalık gibi balıklar faydalıdır. Özellikle doğal ortamda yetişmiş ve taze olmasına dikkat edilmelidir. Haftada en az 2 kez tüketilmesi uygundur, trigliserit değerlerinin düşürülüp faydalı kolesterolün yükselmesine yardımcı olur.
  2. Yeşil yapraklı sebzeler: Ispanak, karalahana, pazı gibi gıdalar bol miktarda tüketildiğinde kalp krizine karşı koruyor. Bu tip sebzelerde damar sağlığı açısından faydalı nitrat bulunduğu tespit edilmiş ve düzenli bu tip sebzelerle beslenenlerde %15 civarında kalp krizi daha az görülmüş.
  3. Tam tahıllar: Tam buğday, esmer pirinç, yulaf, çavdar, arpa, karabuğday ve kinoa sayılabilir. Bu tahılları beyaz pirinç, beyaz undan yapılmış gıdalara tercih edebilirsiniz. Unutulmaması gereken en önemli nokta bu tahılların da kalori miktarı benzer dolayısı ile az miktarda tüketmek gerekli. Lif içeriği yüksek olması nedeniyle yağ ve tuzun emilimini azaltmakta, böylece kolesterol ve tansiyon değerlerinde düşüşe katkıda bulunmakta. Günde 3 porsiyon tam tahıllı gıda tüketenlerde kalp krizinin %22 daha az meydana geldiği görülmüş.
  4. Ceviz ve fındık: Kavrulmamış ceviz ve fındıkta bulunan mangan, bakır ve magnezyum gibi ‘mikro’ besinler kalp için çok faydalı. Ayrıca bu kuruyemişler vücutta birçok hastalığın temeli de sayılan oksidatif stres ve yangı dediğimiz süreci önlüyor.
  5. Baklagiller: Özellikle kuru fasulye, barbunya gibi liften zengin baklagillerde bulunan nişasta bağırsaklarımızda bulunan faydalı bakteriler tarafından sindirildiğinde yağın emilimini azaltmaktadır.
  6. Domates: Domateste bulunan likopen maddesi antioksidan özellikte yani vücutta hastalıkları tetikleyen ‘yangı’ dediğimiz ve bağışıklık sistemimizin kendi savunma mekanizması ile meydana getirdiği süreci önleyebiliyor.
  7. Bitter çikolata: Kakao oranı %70 ve üzerinde çikolatada bulunan flavonoid adı verilen maddeler antioksidan özellikte olup damar sağlığı için faydalı. Haftada 3-5 kez az miktarda tüketilebilir.
  8. Sarımsak: Sarımsak özünde bulunan allisin maddesi damar gevşetici ve antienflamatuar özelliklere sahip. Tansiyon düzenlemeye yardımcı oluyor, allisin maddesi özellikle taze ve ezilmiş sarımsakta daha çok bulunmakta.
  9. Meyve: Mevsimine uygun taze meyvelerden renkli olan karadut, kızılcık ve ahududu gibi meyvelerde antosiyanin adı verilen antioksidan bulunmakta ve kalp damar hastalığı açısından faydalı olduğu görülmüş. Ayrıca elma ayva gibi lifli meyveler yağ emilimini azaltmakta.
  10. Sızma Zeytinyağı: Akdeniz diyetinin temelini oluşturan zeytinyağı polifenollerden zengin olup ‘antioksidan’ özellikte. Çoğunlukla zeytinyağı tüketenlerde yapılan çalışmada kalp damar hastalığı gelişme riski oranının %30 daha düşük olduğu saptanmış.

YENİ NESİL VEYA KİŞİYE ÖZEL KALP RİSK DEĞERLENDİRİLMESİ NASIL YAPILMALI?

Günümüzde gençlerde (erkeklerde 40 yaş, kadınlarda 45 yaştan önce) kalp hastalığı artmaktadır. Bu nedenle değişik yöntemler kullanarak kişide hastalık durumunu ve risk yapısını belirlemek hayat kurtarıcı olmaktadır. Bu testlerin başında fonksiyonel ileri kalp görüntüleme tekniklerinin kullanılması gelmektedir. Bu testler stres ekokardiyografi olarak nitelendirdiğimiz ekokardiyografi ve efor testinin özel şartlarda birlikte yapılmasıdır. Stres ekokardiyografi ile şikayet olmadan damar hastalığı saptanması olasılığı sadece efor testine göre çok daha yüksektir. Özellikle ailede
erken kalp hastalığı olan riskli kişilerde ise Çok Kesitli Bilgisayarlı Tomografi ile ‘sanal anjiyografi’ tetkiki ile damar haritasını %100’e varan netlikle görüntülemek mümkün. Bütün bu tanı yöntemlerinin tabi olmazsa olmaz parçası standart kan tetkikleri olduğu kadar kişiye özel farklı analizlerin yapılması gerekmektedir. Diyabet yatkınlığı olanlarda metabolik belirteçler, oksidatif stres testi, lipoprotein (a) seviyesi bakılması gibi tetkikler yapılabilmekte. Daha genç yaşlarda ise çoklu gen analizleri yaparak genetik risk skorlaması kişinin erken yaşta kalp krizi riskini öngörebilmekte. Tabii bu riskler tespit edildikten sonra sıra kişinin hastalığa karşı önlemler ile korunmasına geliyor.

Kaynak: Etkin Sağlık Dergisi – Prof. Dr. Özlem Esen

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir