Blog

Anne Sütü Mucizesi ve Anne-Bebek İntifakı

Anne ve Bebek Danışmanlığı

Gerek kolostrumda gerekse de geçiş ve olgun anne sütlerinde mevcut prebiyotik ile doğumda yuttuğu bakterilerini besler, geliştirir ve yine anne sütündeki yeni probiyotik bakterileri ile süratle mikrobiyotasını oluşturmaya başlar.

Anne karnında canlanan bebek doğuma kadar annesi ve dış dünya ile sürekli iletişim halindedir. Anne göbek kordonu ile bebeğin büyüyüp gelişebilmesi için tüm makro ve mikronütriyentleri bebeğe iletirken ayrıca yaşam biçimi ve soluduğu hava ile dış ortamı, yediği ve içtikleri ile de o besinlerin veya sıvıların protein yapıları koku ve tatları ile tanıştırır. Bu anlamda örneğin anne sürekli caz müziği dinliyor ise bu bebekler caz müziğinden hoşlanıyorlar, anne her gün havuza veya denize giriyor ise bebek 2-3 aylık iken havuz veya denizden keyif alıp mutlu oluyor. Hiperemezisini baskılamak için kolonyalı pamuk koklayan annelerin bebekleri kolonya kokusu ile sakinleşip rahatlayabiliyorlar. Her gün acı kırmızıbiber yiyen annelerin bebekleri altıncı ayda biberli bir sebze çorbasını severek içebiliyorlar. Gebeliklerinde ruhsal travma yaşamamış, eşleri ve aileleri tarafından motive edilmiş, elini karnına koyup bebeği ile konuşmuş, ona sevgisini daha doğmadan iletmeye başlamış annelerin bebekleri daha mutlu olabiliyorlar. Doğum anı gelip de travay başladığı zaman doğum kanalından geçen bebek doğum öncesi solunum fonksiyonlarının gelişimi açısından son dersini alır, en gelişmiş duyuları olan koku ile de doğum kanalındaki kokuyu(oksitosin) alıp, çıkımda milyarlarca bakteriyi yutarak dünyaya gelir. Göbek kordonu kesilip anneden ayrılan bebek anne karnına çıplak yatırılır ise avuçlarındaki amniyon mayindeki oksitosin kokusunu anne göğüslerinden de hisseder ve tırmanarak anne göğsüne ulaşıp emmeye başlar. Aslında göbek kordonu kesilip bir süreliğine anneden ayrılan bebek göğüse ulaşması ile anne kokusu ile karşılaşıp, annesine yeniden kavuştuğu için rahatlar ve emmeyi sürdürüp anne hipofizine uyarı gönderir ve bu uyarı ile prolaktin artışı olur ve bu uyarı bebeğin kısa sürede kolostruma kavuşmasını sağlar. Kolostrum düşük volümü ancak çok yüksek proteini ki bunun çok büyük bir bölümü sekretuvar lhA’dır, yüksek çinko ile bağırsak bariyeri oluşana dek intestinal epitelde açık olan hücreler arası mesafeyi sıvazlayarak kapatır ve sisteme kaçışları kontrol etmeye çalışır. Volümü ve yağı düşük olan kolostrum ile midesi kolayca boşalan bebek sık sık emmek isteyeceğinden volüm fazlalığı ile karşılaşamaz ve bebek de annesini hep yanında hissederek korkularından uzaklaşıp güvende olduğunu hissetmeye başlar. Gerek kolostrumda gerekse de geçiş ve olgun anne sütlerinde mevcut prebiyotik ile doğumda yuttuğu bakterilerini besler, geliştirir ve yine anne sütündeki yeni probiyotik bakterileri ile süratle mikrobiyotasını oluşturmaya başlar. Miktobiyotanın oluşumu ile birlikte prebiyotiklerin kullanılması ile oluşan fermentasyon ile açığa çıkan bifidojenik etki hücreler arası mesafenin kapanması, mukus salgısının başlaması, bağırsak bariyerinin tamamlanması ile permiabilite yani akışkanlık kontrol edilmeye başlanır. Anne sütü bebeğin sağlıklı büyümesi, fiziksel, mental ve ruhsal gelişimi için ne gerekli ise hepsini içerir. Bebeğin gelişim kurgusuna uygun ve yeterli içeriği vardır. Gelişen bağırsak bariyeri ve oluşan mikrobiyotanın denetimi ve diğer bioaktif bileşenler ile akut ve kronik efeksiyonlara karşı korunması ve ileriye yönelik programlanması, içerdiği yüksek DHA ile yüksek zeka puanı, görme keskinliği, prebiyotikler ile bifidojenik etkinin devamı, tensel(emerek, dokunarak) ve göz teması ile iletilen sevginin getirdiği doyum, rahatlama ve özgüven sağlıklı bir ruhsal gelişim açısından son derece değerli uyaranlar olacaktır. Annenin bebeğine tanıdığı intifa hakkı evrensel bir hak, evrensel bir ikramdır. Bu nedenle başta Dünya Sağlık Örgütü, Unicef gibi kuruluşlar olmak üzere birçok kurum ve örgüt anne sütünü insanlık hakkı olarak kabul eder. Ten tene göz göze başlayan bu mutlu birlikteliğin ilk 2 yıl sürmesini diliyor ve “Ten tene göz göze sevgi dolu sağlıklı nesillere” diyoruz…

Kaynak: Etkin Sağlık Dergisi – Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı

 

Bu gönderiyi paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir